" Yunus TEKİN" Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır .,

7/5/2009 - Düştü Arzum Medine'ye

Kategori: Makale



Bütün emraz bulur şifa

Anı seven görmez cefa

Sende Muhammed Mustafa

Düştü arzum Medine’ye

 

Görürsen gam yeme hemân

Senin vasfın durur beyan

Sendedir Sahib-i Kur’an

Düştü arzum Medine’ye

 

Gözüm bir görse de ölsem

Resulullah’ı hep görsem

Ravzan’da canımı versem

Düştü arzum Medine’ye

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2009 - Naat-ı Şerif

Kategori: Makale




Arşın kubbelerine adı nurla yazılan,
İsmi semada Ahmet, yerde Muhammed olan,
Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan,
Evvel ahir yolcusu, ya Hz. Muhammed!

Sağanak nur yağmurları inerken yedi kattan,
O gece Sendin gelen ezel kadar uzaktan.
Melekler her zerreye müjde verirken Hak'tan,
O gece Sendin gelen ya Hz. Muhammed!

Güneşler o gecenin nuruna secde ederken,
Yıldızlar, meşk içinde kâinat vecd ederken,
Bütün hamd ve senalar yüce Rabb'e giderken,
O gece Sendin gelen ya Hz. Muhammed!

Kâbe'de şirk taşları, putlar yere dönerken,
Cehalet bayrakları birer birer inerken,
Bin yıllık küfür ateşi ebediyyen sönerken,
O gece Sendin gelen ya Hz. Muhammed!

O gece Save Gölü mucize ile kururken,
Kisra saraylarında sütunlar savrulurken,
Arzdan arşa âlemler, rahmetini bulurken,
O gece Sendin gelen ya Hz. Muhammed!

Sen ki güzel huyların, ahlâkın meş'alesi;
Sabır doruklarında, beşerin en yücesi;
Senin cennet mekânın, fakirlerin hanesi...
Gönüller hazinesi ya Hz Muhammed!

Sen ki doğum kundağı ak bulutla örülen,
Doğar doğmaz Allah'a secde emri verilen,
Alnında, âlemlere rahmet tacı görülen,
Kâinat Efendisi ya Hz. Muhammed!

Sana şahit sonsuzlar, ezelden beri her an.
Sana şahit âyetler, her zerre ve her mekân.
Senden uzak kalmaya nasıl dayanır ki can?
Sen her canda canansın ya Hz. Muhammed!

Miraç Gecesi bir bir açılıyorken gökler,
Seni selâmlıyorken her katta peygamberler,
Öyle bir an geldi ki durdu bütün melekler,
Hakk'a yalnız yürüdün ya Hz. Muhammed!

Gönül gözü görmeyen, can gözünü neylesin.
Dünyada dönmeyen dil, mahşerde ne söylesin.
Mevlâ bütün beşeri, ümmetinden eylesin.
Sancağının altında ya Hz. Muhammed!

Hak ile kul vuslatı, o ilâhî düğünde,
Hiç kimseden kimseye fayda olmayan günde,
Hasatları has tartan o terazi önünde,
Noksanlarım bağışlat ya Hz. Muhammed!

Biliriz ki hükmü yok bu dünya nimetinin.
Gönüldür sermayesi ahiret servetinin.
Sana selât ve selâm gönderen ümmetinin,
Cennetler şahidi ol ya Hz. Muhammed

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/3/2009 - Mezardan NOTLAR

Kategori: Makale

Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz," "Bizim, sizi boşbir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?"




Mezarlar diri, mezarlar canlidir...

Özünden ve özümüzden bakinca mezarlara, susarak anlatimin en mükemmel noktasini görürüz.

Hele siz bir gidin oraya ve tanismaya çalisin oradakilerle ve birbir dinleyin özgeçmislerini.

Agaçlari sizlere nasihat eder, taslari bile nasihat eder mezarlarin.

Egilin, egilin de ruhunuzun haskulagiyla bir dinleyin gelen sesleri.

Her kulak öze nisbetince birseyler duyacaktir orada. Bakmasini bilen gözler, isitmesini bilen kulaklar neler görmez, neler isitmez ki mezarlarda...

 

---

 

Simdi... Ada:2, Parsel:1008 'de bulunan kabrin basindayiz.

 

Namik oglu, Hatice esi Hasan Senol... Dogum: 1938 ölüm: 1984

 

Herhalde yakinda ziyaretçisi gelmis, üzerine konan çiçekler henüz kurumamis.

Kabrin basucunda iki tane burusmus, burun veya gözyasi silinmis kagit mendiller, kimbilir hangi duygularin anlatimini yansitiyor?

 

Kabrin üzerine simdilik topraktan baska agirlik konmamis.

Siparisleri verilmis, yakinda mermerlenecekmis.

 

Mezarin mermerlenecegini ben duydum, ben duydum ama kendisi biliyor muydu?

Mezarin mermerle kaplatilacagini bilse sevinir miydi?

Mermersiz mezarlara bakarak, kendisine yapilacak mermerli mezar ile gururlanir miydi?

 

 

Kendisine haber vereyim düsüncesiyle;

"Mezarin mermerle kaplatilacakmis"diye fisildadim.

 

"Git isine be adam, bana ne mermerden" haykirisi sanki iç dünyamda yankilandi.

 

Mezari mermer kaplanmis veya kaplanmamis O'na ne faydasi vardi?

Peki bu mezarlari mermerle kaplatanlar, bunu kimin için yapiyorlardi?

 

Sorumdaki safligima kendim de gülümsedim.

Kimin için yaptiklari, kimin için yapacaklari belli degil miydi?

 

'Elalem ne der' endisesiyle kendi itibarlari, kendi sanlari, kendi serefleri için yaptirmiyorlar miydi?

Bunlar hem topragin üstünden, hem de topragin altindan gafil kimseler degil miydi?

 

Simdilik sade bir görünümde olan topraga tekrar terar baktim.

 

Izmir'in bayindir kazasinda, 1938 yilinda dogan Hasan Senol, ailesiyle beraber sekiz yasindayken Izmir'e yerlesmis.

 

Ortaokul mezunu olan meyyit, Diyarbakir'da askerligini yapip 1963 yilinda evlenmis.

 

Kürtaj silahiyla kaç çocugunu, hangi suçtan dolayi öldürdügünü veya öldürttügünü siz sormayin.

Çünkü biliyorsunuz ki bunu Rabbimiz soracak.

 

Bir yolsuzluk iddiasiyla çalistigi bankadan atilan Hasan senol, bulundugu mahallede bir kahvehane açarak yasamini sürdürmüs...

 

Degisik kesimlerden insanlarla karsilasip, onlarla çesitli mevzularda konusan Hasan Senol, çenesi laf eden, bulundugu konumda kendisini hakli görüp, hakli çikaran bir mizaca sahip birisi.

 

Kahvehanede kumar oymatip, içki içirmesine ragmen müslümanligina toz kondurmaz ve kalbinin temizligini her firsatta dile getirirdi.

 

Bagkur emekliligine dört yil kala karsilastigi müslüman tipli insanlara, "Emekli olduktan sonra bu islere tövbe edip namaza baslayacagim" derdi.

 

 

Ancak ne olduysa, 1984'ün nisan ayinin ilk haftasi oldu...

 

Eski bir dostuyla, kahvede masanin kenarinda içki içmekteyken, hesap yüzüden çikan bir tartismada araya girmis ve dört yerinden biçaklanmisti.

 

Hastaneye kanlar içinde götürülürken ölümün soguk çehresiyle karsilasiyor, yasantisinin muhasebesini yaparken hakli bir telasa kapiliyordu.

 

Simdi ölmenin sirasi miydi!?

 

Daha tevbe edecek, içkiyi ve kumari birakacakti.

 

Bu halde, üstelik içkiliyken nasil kabre girecek, hangi yüzle Allah'in (c.c) huzuruna çikacakti?

 

Kizi aklina geldi: "Keske manken olmasina izin vermeseydim" diye geçirdi içinden.

 

Sahi ya! Manken olmasina, orasini burasini açmasina, elalemin erkeklerine teshir etmesine neden izin vermisti ki?

 

Dilinin ucuna gelen '...' ifadesini, köpek disleriyle isirip, azi disleriyle ögütmek istedi.

 

Oglu aklina gelince sanki besinci, altinci, yedinci biçak darbesini yemisti.

 

Sövdü, küfretti... Kendisinin yetistirmedigi, kendisinin terbiye vermedigi ogluna bir daha, bir daha küfretti.

 

Tekrar kendine döndü.

Ölmemeliydi.

Ne yapip edip ölmemeliydi.

 

'Kurtulursam ilk isim namaza baslamak' diye geçirdi içinden.

Namaza baslamak için bu dört seneyi de nereden çikartmisti ki?

Insan bu dört sene yasayacagi ne malum?

 

Ya hemen ölürse!

Ya hemen ölürsem!

 

"Yok yok ölmemeliyim, agzim da les gibi raki kokuyor..."

 

Basini tutan adamin sesini duydu: 'Birader hizli sür adam ölecek. Çok kan kaybediyor...'

 

"Kim ölecek? Ben mi, ben mi ölecegim!? Ben ölmemeliyim, ben yasamaliyim. Çünkü ben tevbe edecegim, çünkü ben namaz kilacagim, çünkü ben hikkk...hikkk...ben ölmemeliyim, ölmeyecegim, ölmeyecegim... Içkili halde hiç ölünür mü? Keske içmesedim, keske namaz kilsaydim, keske..."

 

-Kardesim hizli gitmene gerek yok, öldü adamcagiz...

 

 

Bu özgeçmis ile Hasan Senol'un kabrine tekrar tekrar bakiyoruz ve 'Keske...' haykirislarinin ayni dirilik ve ayni canlilikla tekrarlandigini görüyoruz:

 

Keske...keske...keske...

 

 

 

Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır. (Müminun Suresi, 99-100)

 

 

 

 

 

Mezar bir tarihtir.

Mezar bir kitaptir.

Mezar bir ibret levhasidir.

Yeter ki insan, gönlünün gözüyle bakabilsin, ruhuyla idrak edebilsin kabirleri...

 

Mezar terbiye ocagi, mezar muhasebe mekanidir.

Mezarlar vahiy ölçüsüyle ve ötenin hesabiyla isabetli kararlarin alinabilecegi, ince duygularin Kuran ve sünnet ile degerlendirilecegi berrak yerlerdir.

Anlamini ve yasama gayesini yitiren kentlerin ve insanlarin yaninda, en diri, en canli, en anlamli sehirlerdir mezarlar...

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/3/2009 - Dünya işte budur...

Kategori: Makale




Cerir'in rivayet ettiğine göre Leys der ki:

" Adamın bir Hz. İsa'ya arkadaş olur, ona "Senin yanında sana yoldaş olabilirmiyim" diye teklif eder. Teklifinin kabul edilmesi üzerine yola koyulurlar, bir nehrin kenarına varınca yemek molası için otururlar, Hz.İsa'nın yanında üç çörek vardır. İkisini yerler, birisi kalır, bu arada Hz. İsa nehre varıp su içmek üzere kalkar, su içip dönünce üçüncü çöreği bulamaz. Adama "Çöreği kim aldı" diye sorar, adam "bilmiyorum" diye cevap verir.
 

Yemekten sonra arkadaşı ile birlikte yola koyulur. Yolda iki yavrulu bir geyik görürler. Hz. İsa yavrulardan birini çağırır, yavru Hz.İsa'nın daveti üzerine yanına gelince onu keser, etinin bir kısmını kızartarak yerler.

Yemekten sonra Hz. İsâ geyik yavrusunun kalıntılarına " Allah'ın izni ile canlanıp kalk" der, yavru da derhal canlanıp kalkarak oradan uzaklaşıverir.

Bu olay üzerine Hz. İsâ yoldaşına "Sana az önceki mucizeyi gösteren Allah için soruyorum, çöreği kim aldı?" der. Adam yine "Bilmiyorum" diye cevap verir.

Hz.İsa sabırla yola devam eder. Bir müddet sonra bir nehrin yanına varırlar, Hz. İsâ adamın elinden tutarak su üstünde yürürler, karşıya geçerler. Nehri aşınca Hz. İsâ "Az önceki mucizeyi sana gösteren Allah hakkı için sana soruyorum, üçüncü çöreği kim aldı?" diye sorar, adam yine "bilmiyorum" diye cevap verir.

Yine devam ederler yola. Bir müddet sonra bir çöle varırlar ve otururlar. Hz. İsâ bir yere kum ve yoprak yığar, meydana gelen yığına Allah'ın izni ile "altın ol" der,yığın da altın olur. Hz. İsâ yığını üçe bölerek adama " üçte biri benim, üçte biri senin, öbür üçte biri de çöreği alanın " deyince adam "çöreği alan bendim" diye gerçeği itiraf eder.

Bunun üzerine Hz. İsâ "Altının hepsi senin olsun" diyerek ondan ayrılır.

 Adam altının başında dururken çölde yanına iki yolcu gelir. Gelenler kendisini öldürüp altını almak isterler, adam "Onu aramızda üçe bölüşürüz, şimdi önce biriniz şehre varıp yiyecek bir şey alsın" diye teklif eder. Adamın teklifi kabul edilerek gelenlerden biri şehre gönderilir.

Şehre giden adam yolda giderken "Niye altını onlar ile bölüşeyim, alacağım yiyeceğe zehir katar, onları öldürürüm, böylece altının hepsi bana kalır" diye düşünür ve dediği gibi yapmak üzere şehirden aldığı yiyeceğe zehir katarak döner.

Altının Yanında kalanlar da "Niye ona altının üçte birini verelim, dönünce onu öldürür ve altını ikimiz paylaşırız" diye konuşurlar. Adam dönünce onu öldürürler, fakat karnımızıda doyuralım deyip yiyeceği yeyince de kendileri ölür, böylece altın çöl ortasında ve her üçünün ölüsünün yanıbaşında sahipsiz kalır.

Daha sonra Hz. İsâ'nın yolu olay yerine yeniden uğrar, durumu görünce yanındakilere "İşte dünya budur,ondan sakının" der.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2009 - Hasretim o gül kokun'a ey Nebi

Kategori: Makale



Hasretim o gül kokun'a ey Nebi
Hasretim nur yüzüne ey sevgili
Ne zaman bitecek bu hasretlik
Her gece bir umutla bekliyorum ey sevgi
Ben bu dünyaya sana hasret geldim
Hasret gidecegim ey sevgili
Vatan gurbeti nedirki gelir gecer
Asil benim gurbetim sensin ey Sevgili
Su yanan yüregimi dindir ey Nebi
Seni ne kadar ozledim bir bilsen sevgili
Bir gün bu günahkar ümmetinede gelirmisin
Su yanan yüregimi dindirirmisin ey sevgili
Ashabinla biz günahkar ümetlerine selam yollamissin
Senden gelen selama can kurban ey Nebi
Ve Aleyna aleykumesselam Ya NebiAllah
Anam babam sana feda olsun ey Nebi...
Biz günahkar ümmetlerin icin göz yasi döken Nebi
Ne olur ey Nebi sen aglama bu günahkar ümmetin aglasin
Senin o akan gözyaslarina kuban olayim ey Nebi
Kokuna yüzüne ümmetim deyisine kurban olayim ey Sevgili

Ey melekler bu yakarisimi Habibullaha ulastirin
Ey Allah in Resulu gunahkar bir ummetinin Sana selami var...
Hani seni ziyarete gelmisti utancindan basini kaldiramadi ya iste o Ümmetin...
Sefaatini Dilenir, yüzü olmasada sefaatindan ümit eder o günahkar Ümmetin
Ne olur ey melekler bu yakarisimi iletin
Canimiz cananimiz sevgilimiz Habibimiz
Muhammaed Mustafa Sallalahu aleyhi vesselleme

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bu Fakirler seni özler gelir diye yolun gözler mübarek razana yüzler sürelim Yararesull allah Gel Bize Gül Bize

Kategoriler

Arkadaşlarım

ssoyarslan
kkardelen
Yunus TEKİN
ecinindunyasi
cobanyildizi85
isistaki
kaagca
sevgisizyasayamam
tubisinevi

İLetişim
BİYOGRAFİM Psikoloji 2008 OŞİMDİ ASKER. -ANKETİMİZE HOŞ GELDİNİZ- <
Şiir SeVerMisiniz ? Şiirin Hayatınızda Önemi nedir ?
Şiir Severim
Şiir Yazarım
Şiir Cok Okurum
Şiir Hayatımda Önemsiz
Şiir Hayatımda Cok Önemli
Duygularımı Şiirle Anlatırım
Sevdiğim Kişiye Şiir Okurum
Şiir Dilimden Düşmez
Şiir Hayatımın Parçası
Şiir Hiç sevmem Okumam bilmem


Sonuçlar
Mail listemize üye olun Sitemize Eklene Şiirlerden Haberdar Olun
EkleÇıkar
TEKNOLOJİ Bizim İŞimiz Semerkan1

Zikrullah.wma - semerkan1
-->
Semerkan1 Security